"Kitiara" Tarafından F/SN Gerçekleri
1 sayfadaki 3 sayfası•
1 sayfadaki 3 sayfası • 1, 2, 3 
"Kitiara" Tarafından F/SN Gerçekleri
Böyle bir inceleme yazısı ne gördünüz ne de duydunuz, işte Kiti farkııı!!! Böyle bir başlık lazım bu seri için, ben de genel olarak Kitiara'nin şimdiye kadar F/SN hakkında yazdığı bilinmeyenleri bir başlıkta koymaya karar verdim, aşağıdaki yazıları hepsi biricik Kiti'mize ait^^: Tekrar tekrar Kiti'ye teşekkürü bir borç sayarken, hemen şunu da belirtelim:
Seriyi bitirmeyenlerin aşağıdaki yazıları okumaması şiddetle tavsiye edilir, bazı yerlerde ağır spoiler'lar bulunmaktadır!!!
Fate/Stay Night kendisiyle aynı ismi taşıyan 2004 çıkışlı bir visual novel game'in uyarlamasıdır. Bu tür oyunlar hentai içerikli olur zaten. Rin karakterinin biseksüel olduğunu ve hem Shirou'ya hem de Saber'a tutkun olduğunu söyleyeyim mesela.. 15. bölümü izlediyseniz sözlerimin geri kalanını siz tahmin edin. Oyunda bu kısım oldukça "hentai"leştirilmiştir.. Oyun piyasaya çıktığı gün tüm rekorları alt üst etmiş. Daha sonra 2006'da izlemekte olduğunuz anime versiyonu yapılmış. Ancak bu kadarla kalınmamış. Bu hikayenin bitiminden yarım sene sonrasını konu edinen Fate Hollow Ataraxia ve bir önceki Kutsal Kase savaşını konu edinen Fate/Zero da piyasaya sürülmüş durumda. Bunları neden anlatıyorum peki? Çünkü anime daha çok oyunu oynayanlara göre yapılmış ve oynamayanların fark edemeyeceği pek çok noktası var. (Ben de oynamadım ama bu konuda nette binbir site gezdim.) Eğer animeyle sınırlı kalacaksanız gerçek hikayenin 1/5'ini ancak öğreneceksiniz demektir. Oyun zaten Fate, Unlimited Blade Works ve Heaven's Feel adı altında üç farklı hikayeden oluşuyor. Hepsi aynı noktada başlıyor, ama olaylar ilerledikçe değişiyor. Anime serisi Fate senaryosuna göre uyarlanmış. Mangası ise Unlimited Blade Works senaryosunu konu alıyor.
Animeyle sınırlı kalırsanız neden 1/5'ini ancak öğrenirsiniz? Dediğim gibi anime oyunu oynayanlara yönelik. Bazı noktaların cevapları seride tam verilmiyor. Hizmetkarların gerçek kimlikleri mesela.. Hikayeyi nasıl olsa biliyorsunuz, "hizmetkar" olmak için tarihte nam salmış bir kahraman olmak lazım. Ancak kahraman olamasalar da çok ünlü oldukları için bazı karakterler de "hizmetkar" olarak çağrılabiliyor. Mesela, Rider'ın Yunan mitolojisindeki Medusa olduğunu biliyor muydunuz? Hani yılan saçlı, gözlerine bakanı taşa çeviren kadın? Rider'ın gözlerinin örtülü olmasının sebebi de budur işte. Ve yine animede açıkça verilmeyen bir konu; Rider'ın gerçek efendisi Shinji değil, Sakura'dır. Heaven's Feel senaryosu da Sakura üzerine kuruludur zaten. Saber, Rider'ı yok ettiğinde kısa bir süre Sakura'yı uzaklardaki ışığa bakarken görmemizin asıl sebebi de budur.
Shirou ve Sasuke'yi seslendirenlerin aynı kişi olduğunu biliyor muydunuz? F/SN'nin seiyuu kadrosu muhteşem. Zaten Saber'ı seslendiren kişi Japonya'da en fazla animede seslendirme yapmış olan kadın.
Bu sefer de Ilya'dan bahsedelim. Küçücük, minicik ama şeytan Ilya'dan. Archer'ı öldürttüğünde ondan nefret etmeyen kaç kişi var? Ben parça pinçik etmek istemiştim. İşte bu bücür var ya.. Aslında o kadar da küçük değil. Shirou'dan yaşça büyük. Hatta bir önceki Kutsal Kase savaşında bir efendi olmasa da etraftaymış.. Ailesi bu savaşın önemli bir parçası biliyorsunuz. Yaşını göstermemesinin sebebi yine anormal fiziksel yapısından kaynaklanıyor. O normal bir insan gibi dünyaya gelmemiş. Büyüyle oluşturulmuş. Donör olarak da bir zamanlar Einzbern ailesi adına çalışan Emiya Kiritsugu kullanılmış. Yani Shirou'yu evlat edinen adam. Ilya, Kiritsugu'nun öz kızı; dolayısıyla Shirou'nun üvey kardeşi oluyor. Belki de bu sebepten ona sürekli "onii-chan" diyordur. Her ne kadar oyunda da, animede de görmesek de Ilya ile ilgili önemli bir bilgi var. O da bu savaştan yarım yıl kadar sonra öleceği.. Peki henüz gerçekleşmediği halde bunu nerden biliyoruz?
Efem, bildiğiniz gibi Archer çok ama çok özel bir savaşçıydı. Çağırılışı sırasında Rin'in yaptığı hata yüzünden hafızasını kaybettiğini söylüyordu. Ancak pek çok şey onun bu konuda yalan söylediğini gösterir biçimde. Ayrıca gerek Rin'in gerekse de Lancer'ın ağzından daha önce ona benzeyen bir kahramanı hiç duymadıklarını işittik. Okçu sınıfına ait bir savaşçı iki kılıç birden kullanabiliyor ve bütün savaşçılar arasında en hızlı olarak bilinen Lancer'ın saldırısını püskürtebiliyor! Böyle bir savaşçı daha önce hiç duyulmadı! Bunun sebebi ne? Bunun sebebi Archer'ın diğerleri gibi geçmişten değil gelecekten gelen bir savaşçı olması. Bir büyücü zamanın herhangi bir noktasında ünlü olmuş bir savaşçıyı çağırma hakkına sahip. Ancak daha önce kimse gelecekten birini çağırmadığından olsa gerek böyle bir şeyin olabileceğine ihtimal vermiyorlardı.
Böylelikle Archer olarak bildiğimiz bu müthiş karizmatik karakterin gerçek kimliğine gelelim. Daha önce de dediğim gibi Archer hafızasını kaybettiğini söylerken yalan söylemekteydi. Aslında o gerçekte kim olduğunu pek iyi biliyordu. O aslında serinin asıl kahramanı Emiya Shirou'nun ta kendisiydi! Evet; o herkesi kurtarmak için sürekli kendinden bir şeyler feda etmeye niyetli, hayalperest çocuk gelecekte Archer'a dönüşecekti.
Burayla birlikte serinin finalini de ifşa ediyorum, devam etmeden önce tekrar düşünün.
Son kutsal kase savaşında yaptıkları; Kotomine Kirei'yi öldürmesi ve kaseyi yok ettirmesi Shirou'ya bir kahraman olma yolunda oldukça fazla kredi sağlamıştı. Savaştan 6 ay kadar sonra bir kardeş olarak gördüğü (ve gerçekten de üvey kardeşi olan) Ilya'nın ölümü Shirou'yu kendini suçlamaya itti. Shirou'nun düşünce sistemini biliyorsunuz. Herkesi kurtarmak isteyen biri o. Ilya'yı kurtaramamış olmak Shirou'nun sürekli vicdan azabı yaşamasına sebep oldu. Daha önce Ilya'nın ölümüne değinmiştim. Bunu gelecekten gelen Archer sayesinde öğreniyoruz oyunda. Shirou büyüdükçe ondaki bu herkesi kurtarma saplantısı iç dünyasını etkilemeye devam etti. Bir kahraman olmasına rağmen daima kayıplar veriyordu. Ölenler yüzünden, kurtaramadıkları yüzünden sürekli kendini suçluyordu. O da tarihte nam salacak kadar ünlü olup geçmişe bir büyücünün hizmetkarı olarak gitmeyi planladı. Sonucu da gördük, koskoca Berserker'i 5 kere (oyunda 6) öldürecek kadar güçlü biri olmuştu. F/SN serisini biliyorsanız bir savaşçının gerçek gücünün kendi fiziksel kuvvetinden ya da yeteneklerinden değil, efsanesinin yer yüzünde ne kadar yayılmış ve bilinmiş olmasından kaynaklandığını da bilirsiniz. Berserker/Herkül gibi "en kuvvetli" olarak bilinen bir savaşçıyı yenebilmesi için Archer'ın gelecekte ne kadar ünlü olduğunu siz tahmin edin artık.
Archer'ın geçmişe gitme amacı neydi peki? Kendisine acıdan başka bir şey vermeyen boş "herkesi kurtarma" düşüncesini yok etmek. İnanılmaz ama; Archer'ın asıl amacı kendi geçmişini, yani Shirou'yu öldürerek zamanda bir paradoks yaratmaktı. 14. bölümden sonra açılış parçası değişir ve yeni açılışta biz Archer ve Shirou'yu birbirine saldırırken görürüz. Oysa animede böyle bir sahne hiçbir zaman yayınlanmamıştır. Bu oyuna bir göndermedir, hikayenin aslını bilmeyenler ise maalesef bu konudan hiçbir şey anlamamaktadır. Archer Rin'in hizmetindeyken sürekli Shirou'yla tartışır, onu aşağılar. Sürekli herkesi kurtarma amacının ne kadar boş ve işe yaramaz olduğundan, Saber'ın yerine savaşmaya çalışmasının Saber'a hiçbir fayda sağlamadığından bahseder. Hatta bir keresinde "Çok garip, öldürmem gereken kişiye nasihat ediyorum." demiştir. Aslında bir hizmetkarın bütün diğer büyücüleri öldürmeye çalışması savaşın temel unsurudur; ancak ben burada Archer'ın kendi planlarından söz ettiğine inanıyorum. Oyundaki Unlimited Blade Works senaryosunda (adından da anlaşılacağı gibi Archer'ın ön planda olduğu bir senaryodur) Archer Shirou'yu bu düşünceleri yüzünden öldürmek ister. Shirou Berserker'la yapılan bir savaşta tek kolunu kaybetmiştir. Archer da onları kurtarmak için animedekine benzer bir biçimde kendini ortaya atar. Ayrıca bütün bu olaylar sonrasında Shirou'nun düşünce sisteminin değiştiğini görür ve yok olmadan önce kolunu Shirou'ya verir. Zaten ikisi de gerçekte Emiya Shirou olduklarından kolun Shirou'nun kaybettiğinin yerini alması zor olmaz.
Archer kızkardeşi olarak gördüğü için Ilya'ya çok değer verir. Animenin başlarındaki Saber-Berserker karşılaşmasını hatırlayın. Saber Shirou'nun son andaki hamlesiyle kurtulmuştu. Mangada bu savaşta Archer da yer alır. Rin ondan Ilya'yı vurmasını ister. Kilometrelerce ötedeki bir köprünün direklerindeki çiviyi bile görebilen Archer ise Ilya'yı ıskalar. Animesinde benzer bir sahneyi 14. bölümde, onun ölümünden kısa bir süre önce görüyoruz. Archer kılıçlarından birini Ilya'ya doğru fırlatır ama kılıç ona isabet etmez, lambayı kırarak karanlığın çökmesini sağlar. Bu iki durumda da Archer istemiş olsaydı Ilya'yı kolaylıkla öldürebilirdi, ama ona olan sevgisi buna engel olmuştur. Üstelik ona "Hala eskisi kadar acımasızsın." demesi de Archer'ın Ilya'yı tanıdığı yönünde çok güçlü bir kanıttır sadece animeyi takip edenler için.
Anime serisinde Archer ve Shirou'nun aynı kişi olduğunu anlamak çok zor; ama imkansız değil. Özellikle de 14. bölümün en sonunda yer alan şu sahne çok büyük bir ip ucu niteliğinde. 2. bölümde Shirou'yu hayata döndürmek için Rin'in kullandığı mücevher, 14. bölümde Archer'ın kaybolan bedeninin arkasından beliriyor.


En son Saber'ın gerçek kimliğinde kalmıştık. Anime serisinde bu açıklanmış olsa da oyunla birebir örtüşmediği için kafaları çok karıştıracak düşüncelerin ortaya çıkmasına sebep oluyor.
Saber ve Shirou'nun birlikte Berserker'i yenmesinden sonra Saber'ın gerçek kimliği açıklanır. O efsanevî Kral Arthur'dur. Bunun ortaya çıkmasından sonra internette pek çok kişinin şok geçirdiklerini söyleyen mesajlarıyla karşılaştım. "Kral Arthur mu? Saber bir erkek mi yani?" Bu sorulara cevap vermeden önce gerçek Arthur'u biraz inceleyelim.
Arthur, kral Uther Pendagron'un oğludur ancak bunu kimse bilmemektedir. O, Sir Ector tarafından büyütülmüştür. Arthur taşa saplanmış kılıcı çıkarınca bu gerçek ortaya çıkar ve o gelecekteki Britanya kralı olma hakkını kazanır. Zaferden zafere koşar. Daha sonra kraliçe Morgause'a aşık olur. Evli olmasına rağmen kraliçe ile birlikte olur. Ancak daha sonra Merlin Morgause'un onun kardeşi olduğunu söyler ve bu günah yüzünden ikisinin çocuğunun Arthur'a ölüm getireceği kehanetinde bulunur. Arthur bu çocuğun öldürülmesini sağlamaya çalışır ama çocuk hayatta kalır. Adı Mordred'dir. Daha sonra Arthur aşık olduğu Guinevere ile evlenir. Ancak zamanla Guinevere Arthur'un şövalyelerinden Lancelot'a aşık olur ve ikisinin bu aşkı imparatorluğun felaketi olur. Arthur da Camlann'daki savaşta Mordred'le karşı karşıya gelir ve ağır yaralanır. Yanındaki şövalyesi Bedivere'den kılıcı Excalibur'u daha önce onu almış olduğu göle atmasını ister. Daha sonra ölmek üzereyken Gölün Hanımı tarafından Avalon'a götürülür.
Arthur'un kılıcı hakkında bazı görüşler var. Kimi yerde taştan çıkardığı kılıçla Excalibur'un aynı olduğu, Excalibur ve Caliburn'un aynı kılıç olduğunu söyleniyor. Ancak Arthur'un Excalibur'u Gölün Hanımı'ndan aldığı daha çok bilinir. Bu yüzden taştan çıkarılana Caliburn, Gölün Hanımı'ndan alınana da Excaliburn dendiğini gördüm bazı kaynaklarda.
Gelelim Fate/Stay Night'a. Bizim Saber olarak tanıdığımız kişi aslında Arturia Pendagron'dur. Babası Uther halkının kadın bir lideri asla kabul etmeyeceğini bildiği için kızının doğumunu duyurmaz. Merlin de kızı Sir Ector'a verir. Ector onu bir erkek gibi yetiştirir. Sonra taştaki kılıcı çıkarmasıyla kralla olan bağı ortaya çıkar tahta geçer. Bununla birlikte halkının tüm yükünü de sırtına almayı kabul eder. Bir süre sonra taştan çıkardığı Caliburn kırılır ve o da Gölün Hanımı'ndan Excalibur'u ve bu kılıcın kını olan kutsanmış Avalon'u alır. Arturia bu kına sahip olduğu sürece ölümsüzdür. Ancak savaştan savaşa koşarken üstünde taşıdığı koca bir milletin yükü Arturia'nın suçluluk duymasına sebep olur. Halkı için tüm duygularını öldürmüş ve kendisine ait bir hayata sahip olamamıştır. Bir seferde kutsanmış Avalon'unu çaldırır (dolayısıyla ölümsüzlüğünü kaybeder); sonra ülkesine geri döndüğünde bir isyanla karşılaşır. Onun kanından büyüyle dünyaya getirilmiş -tıpkı Ilya gibi- oğlu Mordred tarafından ağır şekilde yaralanır. Ölmeden önce Bedivere'den kılıcını göle atmasını ister. Son nefesini vermeden önceki son dileği de başarısız bir kral olduğunu düşündüğü için ülkeyi başka bir kralın yönettiği bir dünyada hayatını baştan yaşayabilmek olur. Gerek bir erkek gibi büyütülmesi, gerekse yaşadığı dönemin kültürel şartlarının bir kadın kahramanı kabul etmemesi yüzünden Arturia tarihe adını Kral Arthur olarak yazdırır.
Eveeeet, demek ki neymiş? Saber gerçekte bir erkek değilmiş. Shirou bir erkeğe aşık olmamış, 21. bölümde bir erkekle sevişmemiştir. Ancak daha önce de dediğim gibi oyundan animeye çevirimde bölüm sayısının da kısıtlı olması göz önünde bulundurularak pek çok önemli nokta atlanmıştır.
Geçen sene internette dolaşırken bir forumda finalle ilgili şöyle bir şey okumuştum, çok hoşuma gitti. Sizinle paylaşayım, onu okuduktan sonra daha bi sevindim. Gerçek olabilir de olmayabilir de ancak öyle kabul etmek beni daha mutlu ediyor:
Archer'ın Shirou'nun gelecekten gelen hali olduğunu bilmeyen kalmadı sanırım. Neyse, 24. bölümün finaline gidelim. Burada Shirou'nun sözlerine bakalım. Goku'cuğumun çevirisinden buraya koyuyorum: (Bu arada tekrar eline sağlık Gokucan)
Çok yakınmış gibi geliyor, ama ellerimi uzatsam bile tutamıyorum. Öyle bile... Ona uzanamasam bile... Kalbimde kalacak şeyler var. Aynı zamanda olmak... ve aynı gökyüzüne bakmak... Eğer bunu hatırlayabilirsem, birbirimizden uzakta olsak da, inanıyorum ki beraber olabiliriz. Artık ileriye doğru koşacağım. Eğer hedefimi yeterince uzağa koyarsam, o zaman bir gün... hedeflediğim şeye ulaşacağım.
Burada önemli olan kısım neresi biliyor musunuz? "Eğer hedefimi yeterince uzağa koyarsam, o zaman bir gün... hedeflediğim şeye ulaşacağım. " Benim okuduğum mesaja bakılırsa kahramanlar öldükten sonra "Hall of Heroes (kahramanlar salonu)" denilen bir yere gidiyorlar. Bu yüzden çoğunun kaseyi kazanmak gibi bir amacı yok, savaşa çağrıldıktan sonra sadece geriye, o salona dönmek istiyorlar. Saber bir kahraman, dolayısıyla öldükten sonra gideceği yer de orası. Ancak Shirou yukarıda dediği gibi çok çalışır ve hedefine ulaşırsa, yani bir gün kahraman olursa o da ölünce aynı salona gidecek. Eh, biz de Shirou'nun bir gün çok büyük bir kahraman, yani Archer olacağını biliyoruz değil mi? Neden ikisi orda birlikte olamasın?
Süpersin Kiti, tekrar ellerine sağlık ben bile bunları bir araya toplarken canım çıktı, sen yazarken ne kadar uğraşmışsındır kim bilir *_* Ellerine binbir kez tekrar tekrar sağlık ^^
Seriyi bitirmeyenlerin aşağıdaki yazıları okumaması şiddetle tavsiye edilir, bazı yerlerde ağır spoiler'lar bulunmaktadır!!!
Fate/Stay Night kendisiyle aynı ismi taşıyan 2004 çıkışlı bir visual novel game'in uyarlamasıdır. Bu tür oyunlar hentai içerikli olur zaten. Rin karakterinin biseksüel olduğunu ve hem Shirou'ya hem de Saber'a tutkun olduğunu söyleyeyim mesela.. 15. bölümü izlediyseniz sözlerimin geri kalanını siz tahmin edin. Oyunda bu kısım oldukça "hentai"leştirilmiştir.. Oyun piyasaya çıktığı gün tüm rekorları alt üst etmiş. Daha sonra 2006'da izlemekte olduğunuz anime versiyonu yapılmış. Ancak bu kadarla kalınmamış. Bu hikayenin bitiminden yarım sene sonrasını konu edinen Fate Hollow Ataraxia ve bir önceki Kutsal Kase savaşını konu edinen Fate/Zero da piyasaya sürülmüş durumda. Bunları neden anlatıyorum peki? Çünkü anime daha çok oyunu oynayanlara göre yapılmış ve oynamayanların fark edemeyeceği pek çok noktası var. (Ben de oynamadım ama bu konuda nette binbir site gezdim.) Eğer animeyle sınırlı kalacaksanız gerçek hikayenin 1/5'ini ancak öğreneceksiniz demektir. Oyun zaten Fate, Unlimited Blade Works ve Heaven's Feel adı altında üç farklı hikayeden oluşuyor. Hepsi aynı noktada başlıyor, ama olaylar ilerledikçe değişiyor. Anime serisi Fate senaryosuna göre uyarlanmış. Mangası ise Unlimited Blade Works senaryosunu konu alıyor.
Animeyle sınırlı kalırsanız neden 1/5'ini ancak öğrenirsiniz? Dediğim gibi anime oyunu oynayanlara yönelik. Bazı noktaların cevapları seride tam verilmiyor. Hizmetkarların gerçek kimlikleri mesela.. Hikayeyi nasıl olsa biliyorsunuz, "hizmetkar" olmak için tarihte nam salmış bir kahraman olmak lazım. Ancak kahraman olamasalar da çok ünlü oldukları için bazı karakterler de "hizmetkar" olarak çağrılabiliyor. Mesela, Rider'ın Yunan mitolojisindeki Medusa olduğunu biliyor muydunuz? Hani yılan saçlı, gözlerine bakanı taşa çeviren kadın? Rider'ın gözlerinin örtülü olmasının sebebi de budur işte. Ve yine animede açıkça verilmeyen bir konu; Rider'ın gerçek efendisi Shinji değil, Sakura'dır. Heaven's Feel senaryosu da Sakura üzerine kuruludur zaten. Saber, Rider'ı yok ettiğinde kısa bir süre Sakura'yı uzaklardaki ışığa bakarken görmemizin asıl sebebi de budur.
Shirou ve Sasuke'yi seslendirenlerin aynı kişi olduğunu biliyor muydunuz? F/SN'nin seiyuu kadrosu muhteşem. Zaten Saber'ı seslendiren kişi Japonya'da en fazla animede seslendirme yapmış olan kadın.
Bu sefer de Ilya'dan bahsedelim. Küçücük, minicik ama şeytan Ilya'dan. Archer'ı öldürttüğünde ondan nefret etmeyen kaç kişi var? Ben parça pinçik etmek istemiştim. İşte bu bücür var ya.. Aslında o kadar da küçük değil. Shirou'dan yaşça büyük. Hatta bir önceki Kutsal Kase savaşında bir efendi olmasa da etraftaymış.. Ailesi bu savaşın önemli bir parçası biliyorsunuz. Yaşını göstermemesinin sebebi yine anormal fiziksel yapısından kaynaklanıyor. O normal bir insan gibi dünyaya gelmemiş. Büyüyle oluşturulmuş. Donör olarak da bir zamanlar Einzbern ailesi adına çalışan Emiya Kiritsugu kullanılmış. Yani Shirou'yu evlat edinen adam. Ilya, Kiritsugu'nun öz kızı; dolayısıyla Shirou'nun üvey kardeşi oluyor. Belki de bu sebepten ona sürekli "onii-chan" diyordur. Her ne kadar oyunda da, animede de görmesek de Ilya ile ilgili önemli bir bilgi var. O da bu savaştan yarım yıl kadar sonra öleceği.. Peki henüz gerçekleşmediği halde bunu nerden biliyoruz?
Efem, bildiğiniz gibi Archer çok ama çok özel bir savaşçıydı. Çağırılışı sırasında Rin'in yaptığı hata yüzünden hafızasını kaybettiğini söylüyordu. Ancak pek çok şey onun bu konuda yalan söylediğini gösterir biçimde. Ayrıca gerek Rin'in gerekse de Lancer'ın ağzından daha önce ona benzeyen bir kahramanı hiç duymadıklarını işittik. Okçu sınıfına ait bir savaşçı iki kılıç birden kullanabiliyor ve bütün savaşçılar arasında en hızlı olarak bilinen Lancer'ın saldırısını püskürtebiliyor! Böyle bir savaşçı daha önce hiç duyulmadı! Bunun sebebi ne? Bunun sebebi Archer'ın diğerleri gibi geçmişten değil gelecekten gelen bir savaşçı olması. Bir büyücü zamanın herhangi bir noktasında ünlü olmuş bir savaşçıyı çağırma hakkına sahip. Ancak daha önce kimse gelecekten birini çağırmadığından olsa gerek böyle bir şeyin olabileceğine ihtimal vermiyorlardı.
Böylelikle Archer olarak bildiğimiz bu müthiş karizmatik karakterin gerçek kimliğine gelelim. Daha önce de dediğim gibi Archer hafızasını kaybettiğini söylerken yalan söylemekteydi. Aslında o gerçekte kim olduğunu pek iyi biliyordu. O aslında serinin asıl kahramanı Emiya Shirou'nun ta kendisiydi! Evet; o herkesi kurtarmak için sürekli kendinden bir şeyler feda etmeye niyetli, hayalperest çocuk gelecekte Archer'a dönüşecekti.
Burayla birlikte serinin finalini de ifşa ediyorum, devam etmeden önce tekrar düşünün.
Son kutsal kase savaşında yaptıkları; Kotomine Kirei'yi öldürmesi ve kaseyi yok ettirmesi Shirou'ya bir kahraman olma yolunda oldukça fazla kredi sağlamıştı. Savaştan 6 ay kadar sonra bir kardeş olarak gördüğü (ve gerçekten de üvey kardeşi olan) Ilya'nın ölümü Shirou'yu kendini suçlamaya itti. Shirou'nun düşünce sistemini biliyorsunuz. Herkesi kurtarmak isteyen biri o. Ilya'yı kurtaramamış olmak Shirou'nun sürekli vicdan azabı yaşamasına sebep oldu. Daha önce Ilya'nın ölümüne değinmiştim. Bunu gelecekten gelen Archer sayesinde öğreniyoruz oyunda. Shirou büyüdükçe ondaki bu herkesi kurtarma saplantısı iç dünyasını etkilemeye devam etti. Bir kahraman olmasına rağmen daima kayıplar veriyordu. Ölenler yüzünden, kurtaramadıkları yüzünden sürekli kendini suçluyordu. O da tarihte nam salacak kadar ünlü olup geçmişe bir büyücünün hizmetkarı olarak gitmeyi planladı. Sonucu da gördük, koskoca Berserker'i 5 kere (oyunda 6) öldürecek kadar güçlü biri olmuştu. F/SN serisini biliyorsanız bir savaşçının gerçek gücünün kendi fiziksel kuvvetinden ya da yeteneklerinden değil, efsanesinin yer yüzünde ne kadar yayılmış ve bilinmiş olmasından kaynaklandığını da bilirsiniz. Berserker/Herkül gibi "en kuvvetli" olarak bilinen bir savaşçıyı yenebilmesi için Archer'ın gelecekte ne kadar ünlü olduğunu siz tahmin edin artık.
Archer'ın geçmişe gitme amacı neydi peki? Kendisine acıdan başka bir şey vermeyen boş "herkesi kurtarma" düşüncesini yok etmek. İnanılmaz ama; Archer'ın asıl amacı kendi geçmişini, yani Shirou'yu öldürerek zamanda bir paradoks yaratmaktı. 14. bölümden sonra açılış parçası değişir ve yeni açılışta biz Archer ve Shirou'yu birbirine saldırırken görürüz. Oysa animede böyle bir sahne hiçbir zaman yayınlanmamıştır. Bu oyuna bir göndermedir, hikayenin aslını bilmeyenler ise maalesef bu konudan hiçbir şey anlamamaktadır. Archer Rin'in hizmetindeyken sürekli Shirou'yla tartışır, onu aşağılar. Sürekli herkesi kurtarma amacının ne kadar boş ve işe yaramaz olduğundan, Saber'ın yerine savaşmaya çalışmasının Saber'a hiçbir fayda sağlamadığından bahseder. Hatta bir keresinde "Çok garip, öldürmem gereken kişiye nasihat ediyorum." demiştir. Aslında bir hizmetkarın bütün diğer büyücüleri öldürmeye çalışması savaşın temel unsurudur; ancak ben burada Archer'ın kendi planlarından söz ettiğine inanıyorum. Oyundaki Unlimited Blade Works senaryosunda (adından da anlaşılacağı gibi Archer'ın ön planda olduğu bir senaryodur) Archer Shirou'yu bu düşünceleri yüzünden öldürmek ister. Shirou Berserker'la yapılan bir savaşta tek kolunu kaybetmiştir. Archer da onları kurtarmak için animedekine benzer bir biçimde kendini ortaya atar. Ayrıca bütün bu olaylar sonrasında Shirou'nun düşünce sisteminin değiştiğini görür ve yok olmadan önce kolunu Shirou'ya verir. Zaten ikisi de gerçekte Emiya Shirou olduklarından kolun Shirou'nun kaybettiğinin yerini alması zor olmaz.
Archer kızkardeşi olarak gördüğü için Ilya'ya çok değer verir. Animenin başlarındaki Saber-Berserker karşılaşmasını hatırlayın. Saber Shirou'nun son andaki hamlesiyle kurtulmuştu. Mangada bu savaşta Archer da yer alır. Rin ondan Ilya'yı vurmasını ister. Kilometrelerce ötedeki bir köprünün direklerindeki çiviyi bile görebilen Archer ise Ilya'yı ıskalar. Animesinde benzer bir sahneyi 14. bölümde, onun ölümünden kısa bir süre önce görüyoruz. Archer kılıçlarından birini Ilya'ya doğru fırlatır ama kılıç ona isabet etmez, lambayı kırarak karanlığın çökmesini sağlar. Bu iki durumda da Archer istemiş olsaydı Ilya'yı kolaylıkla öldürebilirdi, ama ona olan sevgisi buna engel olmuştur. Üstelik ona "Hala eskisi kadar acımasızsın." demesi de Archer'ın Ilya'yı tanıdığı yönünde çok güçlü bir kanıttır sadece animeyi takip edenler için.
Anime serisinde Archer ve Shirou'nun aynı kişi olduğunu anlamak çok zor; ama imkansız değil. Özellikle de 14. bölümün en sonunda yer alan şu sahne çok büyük bir ip ucu niteliğinde. 2. bölümde Shirou'yu hayata döndürmek için Rin'in kullandığı mücevher, 14. bölümde Archer'ın kaybolan bedeninin arkasından beliriyor.


En son Saber'ın gerçek kimliğinde kalmıştık. Anime serisinde bu açıklanmış olsa da oyunla birebir örtüşmediği için kafaları çok karıştıracak düşüncelerin ortaya çıkmasına sebep oluyor.
Saber ve Shirou'nun birlikte Berserker'i yenmesinden sonra Saber'ın gerçek kimliği açıklanır. O efsanevî Kral Arthur'dur. Bunun ortaya çıkmasından sonra internette pek çok kişinin şok geçirdiklerini söyleyen mesajlarıyla karşılaştım. "Kral Arthur mu? Saber bir erkek mi yani?" Bu sorulara cevap vermeden önce gerçek Arthur'u biraz inceleyelim.
Arthur, kral Uther Pendagron'un oğludur ancak bunu kimse bilmemektedir. O, Sir Ector tarafından büyütülmüştür. Arthur taşa saplanmış kılıcı çıkarınca bu gerçek ortaya çıkar ve o gelecekteki Britanya kralı olma hakkını kazanır. Zaferden zafere koşar. Daha sonra kraliçe Morgause'a aşık olur. Evli olmasına rağmen kraliçe ile birlikte olur. Ancak daha sonra Merlin Morgause'un onun kardeşi olduğunu söyler ve bu günah yüzünden ikisinin çocuğunun Arthur'a ölüm getireceği kehanetinde bulunur. Arthur bu çocuğun öldürülmesini sağlamaya çalışır ama çocuk hayatta kalır. Adı Mordred'dir. Daha sonra Arthur aşık olduğu Guinevere ile evlenir. Ancak zamanla Guinevere Arthur'un şövalyelerinden Lancelot'a aşık olur ve ikisinin bu aşkı imparatorluğun felaketi olur. Arthur da Camlann'daki savaşta Mordred'le karşı karşıya gelir ve ağır yaralanır. Yanındaki şövalyesi Bedivere'den kılıcı Excalibur'u daha önce onu almış olduğu göle atmasını ister. Daha sonra ölmek üzereyken Gölün Hanımı tarafından Avalon'a götürülür.
Arthur'un kılıcı hakkında bazı görüşler var. Kimi yerde taştan çıkardığı kılıçla Excalibur'un aynı olduğu, Excalibur ve Caliburn'un aynı kılıç olduğunu söyleniyor. Ancak Arthur'un Excalibur'u Gölün Hanımı'ndan aldığı daha çok bilinir. Bu yüzden taştan çıkarılana Caliburn, Gölün Hanımı'ndan alınana da Excaliburn dendiğini gördüm bazı kaynaklarda.
Gelelim Fate/Stay Night'a. Bizim Saber olarak tanıdığımız kişi aslında Arturia Pendagron'dur. Babası Uther halkının kadın bir lideri asla kabul etmeyeceğini bildiği için kızının doğumunu duyurmaz. Merlin de kızı Sir Ector'a verir. Ector onu bir erkek gibi yetiştirir. Sonra taştaki kılıcı çıkarmasıyla kralla olan bağı ortaya çıkar tahta geçer. Bununla birlikte halkının tüm yükünü de sırtına almayı kabul eder. Bir süre sonra taştan çıkardığı Caliburn kırılır ve o da Gölün Hanımı'ndan Excalibur'u ve bu kılıcın kını olan kutsanmış Avalon'u alır. Arturia bu kına sahip olduğu sürece ölümsüzdür. Ancak savaştan savaşa koşarken üstünde taşıdığı koca bir milletin yükü Arturia'nın suçluluk duymasına sebep olur. Halkı için tüm duygularını öldürmüş ve kendisine ait bir hayata sahip olamamıştır. Bir seferde kutsanmış Avalon'unu çaldırır (dolayısıyla ölümsüzlüğünü kaybeder); sonra ülkesine geri döndüğünde bir isyanla karşılaşır. Onun kanından büyüyle dünyaya getirilmiş -tıpkı Ilya gibi- oğlu Mordred tarafından ağır şekilde yaralanır. Ölmeden önce Bedivere'den kılıcını göle atmasını ister. Son nefesini vermeden önceki son dileği de başarısız bir kral olduğunu düşündüğü için ülkeyi başka bir kralın yönettiği bir dünyada hayatını baştan yaşayabilmek olur. Gerek bir erkek gibi büyütülmesi, gerekse yaşadığı dönemin kültürel şartlarının bir kadın kahramanı kabul etmemesi yüzünden Arturia tarihe adını Kral Arthur olarak yazdırır.
Eveeeet, demek ki neymiş? Saber gerçekte bir erkek değilmiş. Shirou bir erkeğe aşık olmamış, 21. bölümde bir erkekle sevişmemiştir. Ancak daha önce de dediğim gibi oyundan animeye çevirimde bölüm sayısının da kısıtlı olması göz önünde bulundurularak pek çok önemli nokta atlanmıştır.
Geçen sene internette dolaşırken bir forumda finalle ilgili şöyle bir şey okumuştum, çok hoşuma gitti. Sizinle paylaşayım, onu okuduktan sonra daha bi sevindim. Gerçek olabilir de olmayabilir de ancak öyle kabul etmek beni daha mutlu ediyor:
Archer'ın Shirou'nun gelecekten gelen hali olduğunu bilmeyen kalmadı sanırım. Neyse, 24. bölümün finaline gidelim. Burada Shirou'nun sözlerine bakalım. Goku'cuğumun çevirisinden buraya koyuyorum: (Bu arada tekrar eline sağlık Gokucan)
Çok yakınmış gibi geliyor, ama ellerimi uzatsam bile tutamıyorum. Öyle bile... Ona uzanamasam bile... Kalbimde kalacak şeyler var. Aynı zamanda olmak... ve aynı gökyüzüne bakmak... Eğer bunu hatırlayabilirsem, birbirimizden uzakta olsak da, inanıyorum ki beraber olabiliriz. Artık ileriye doğru koşacağım. Eğer hedefimi yeterince uzağa koyarsam, o zaman bir gün... hedeflediğim şeye ulaşacağım.
Burada önemli olan kısım neresi biliyor musunuz? "Eğer hedefimi yeterince uzağa koyarsam, o zaman bir gün... hedeflediğim şeye ulaşacağım. " Benim okuduğum mesaja bakılırsa kahramanlar öldükten sonra "Hall of Heroes (kahramanlar salonu)" denilen bir yere gidiyorlar. Bu yüzden çoğunun kaseyi kazanmak gibi bir amacı yok, savaşa çağrıldıktan sonra sadece geriye, o salona dönmek istiyorlar. Saber bir kahraman, dolayısıyla öldükten sonra gideceği yer de orası. Ancak Shirou yukarıda dediği gibi çok çalışır ve hedefine ulaşırsa, yani bir gün kahraman olursa o da ölünce aynı salona gidecek. Eh, biz de Shirou'nun bir gün çok büyük bir kahraman, yani Archer olacağını biliyoruz değil mi? Neden ikisi orda birlikte olamasın?
Süpersin Kiti, tekrar ellerine sağlık ben bile bunları bir araya toplarken canım çıktı, sen yazarken ne kadar uğraşmışsındır kim bilir *_* Ellerine binbir kez tekrar tekrar sağlık ^^
En son Goku tarafından Cuma 18 Tem. 2008 - 16:22 tarihinde değiştirildi, toplamda 1 kere değiştirildi
Geri: "Kitiara" Tarafından F/SN Gerçekleri
aboo bu kadar olmuş mu o yazı.. akşma eve gidince tekrar okumam gerek bunu.. teşekkürler kitican bu güzel yazıların için ve hepsini biryerde topladığın için sana da teşekkürler caner 

Geri: "Kitiara" Tarafından F/SN Gerçekleri
Valla hiç bana değil de direk olarak tüm teşekkürlerr Kitiara'ya, bu kadar harika bir yazı ben daha önce hiçbir yerde görmedim, bilmiyorum o kadar 

Geri: "Kitiara" Tarafından F/SN Gerçekleri
bunları bir araya toplamak iyi fikir valla
seriyi izleyen gelip burdan okur benim gibi sayfa sayfa dolanmaz
Kitiara'ya çoook teşekkür ediyorum valla üşenmemiş bu kadar yazı yazmış ve gerçektende çok açıklayıcı oluyor ellerine sağlık
seriyi izleyen gelip burdan okur benim gibi sayfa sayfa dolanmaz
Kitiara'ya çoook teşekkür ediyorum valla üşenmemiş bu kadar yazı yazmış ve gerçektende çok açıklayıcı oluyor ellerine sağlık

Geri: "Kitiara" Tarafından F/SN Gerçekleri
Anammm
Ya çok sağ olun, bi tuhaf oldum burda, kızardım be
İnsan sevdiği şeyler hakkında hiç sıkılmadan konuşabiliyor işte. Ben bunca şeyi başta wikipedia olmak üzere çeşitli forumlardan öğrendim. İngilizcemin yeterli olmaması, yanlış yorumlamam vs. gibi sebepler yüzünden burada yanlış bilgiler verdiysem hepinizden çok çok özür dilerim.
Ayrıca oturup istediğim kadar F/SN konuşabildiğm bu forum için Goku'ya, burada sıcak bir aile ortamı yaratan forum ahalisine de çok teşekkür ederim. Türkiye'de animeyi hayatının vazgeçilmezi olarak tanımlayan çok az insan var, sayenizde bu konudaki yalnızlığımdan kurtuldum.
Ya çok sağ olun, bi tuhaf oldum burda, kızardım be
İnsan sevdiği şeyler hakkında hiç sıkılmadan konuşabiliyor işte. Ben bunca şeyi başta wikipedia olmak üzere çeşitli forumlardan öğrendim. İngilizcemin yeterli olmaması, yanlış yorumlamam vs. gibi sebepler yüzünden burada yanlış bilgiler verdiysem hepinizden çok çok özür dilerim. Ayrıca oturup istediğim kadar F/SN konuşabildiğm bu forum için Goku'ya, burada sıcak bir aile ortamı yaratan forum ahalisine de çok teşekkür ederim. Türkiye'de animeyi hayatının vazgeçilmezi olarak tanımlayan çok az insan var, sayenizde bu konudaki yalnızlığımdan kurtuldum.
Geri: "Kitiara" Tarafından F/SN Gerçekleri
toplu halde daha iyi olmuş kiti ye teşekkürler bubilgiler için
Geri: "Kitiara" Tarafından F/SN Gerçekleri
Eline saglık Goku ve Kitiara.sayenizde senaryoyu baştan yazdık. 

Geri: "Kitiara" Tarafından F/SN Gerçekleri
Tekrar Kitiaraya tşklerimi sunar hemen soruma döneyim orda yazılarda başta şu geçiyor.Bu hikayenin bitiminden yarım sene sonrasını konu edinen Fate Hollow
Ataraxia ve bir önceki Kutsal Kase savaşını konu edinen Fate/Zero da
piyasaya sürülmüş durumda.Bu yeni piyasaya sürülmüş dediğimiz anime olarak mı çıktı çıktıysa link verin hemen seyretcem
Ataraxia ve bir önceki Kutsal Kase savaşını konu edinen Fate/Zero da
piyasaya sürülmüş durumda.Bu yeni piyasaya sürülmüş dediğimiz anime olarak mı çıktı çıktıysa link verin hemen seyretcem

Geri: "Kitiara" Tarafından F/SN Gerçekleri
Oyun onlar. ben linklerini bulup indirmeye kalktım.FSN yi indirdim.kurmayı beceremedim bu yüzden digerlerinden vazgeçtim.Oyunlatın ikiside H..... dir.
1 sayfadaki 3 sayfası • 1, 2, 3 

Anasayfa

tarafından 




























